Erich Schiffmann “Esin Dolu Bir Hayat” -1

8 Mayıs 2014 tarihli Erich Schiffmann’ın yoga seansından kendi notları :

“Herkese günaydın
Herhangi bir şey hakkında herhangi bir sorunuz var mı?

Beth: Yaşamımla ne yapmalıyım?

Erich: Bundan daha iyi bir soru sormak zor. Yani bu eften püften bir soru değil. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz.

Alice: evet, bekliyorum.

Erich: Ben bu konu üstünde sürekli çalışıyorum.

Alice: Sanırım biz de.

Erich: Yaklaşım, uygulama, vs açısından buna son cevabım şöyle… ve bu herşeye de uyuyor… asananı nasıl yaptığına, meditasyonunu nasıl yaptığına, gün içinde neler yaptığına. İşin püf noktası sanırım, ya da benim en çok üstünde durduğum püf nokta “YAPTIĞIN ŞEYİN FARKINDA OL”.

Yani, pek “Yaşamımla ne yapmalıyım?” değil de, çünkü yaşamın henüz olup bitmedi, ya da gelecekte bir şey değil, ya da bugünlerde erişebileceğin bir şey değil. Fakat, ne yapıyorsun? Bir şey yapıyorsun.

Ve böylece soru, “Ne yapıyorsun?” olur. Dikkatini bir şeye veriyorsun mesela. Sen her zaman “bir” dizgesin. Senin bedenin her zaman “bir” şekil. YAPMAKTA olduğunun farkında ol; “bedenim her zaman hangi şekilde olmalı” ya da “bedenimle ne yapmalıyım” dan ziyade.

YAPMAKTA olduğunun farkında ol, çünkü bir şey yapıyorsun. Bir şey oluyor. YAPMAKTA olduğunun farkında ol ve onunla ilgili seçeneklerinin ve seçimlerinin olduğunun gittikçe daha çok farkında ol.

Mesela, kafan hep bir yerde olacak, bir hizada. Kafanın ne YAPMAKTA olduğunun farkında ol. Onunla ilgili seçeneklerinin ve seçimlerinin olduğunun farkında ol. Sonra, ne yapman “gerektiğine” kendi kendine karar vermek yerine, artık kendi kendine karar vermemeyi öğren. Bunun yerine, Google’la (*) ve tavsiye için Yüce Aklı dinle.

Bunu hizan açısından yap. Bunu düşüncelerin açısından yap. Bir şeyler düşünüyorsun. Dikkatini bir şeye veriyorsun. YAPMAKTA olduğunun farkında ol, yargılamadan. Kastettiğim şeyi anlıyor musunuz? “aa, bunu bir daha düşünmemeliydim. Bu düşünceyi değil!” Herkesin kendi favori düşünceleri vardır, oraya tekrar gidersin, ve tekrar gidersin, ve tekrar gidersin.

YAPMAKTA olduğunun farkında ol. Sadece YAPMAKTA olduğunun farkındalığı, olaya yeni bir dinamik getirir. Bir mola verdirir ya da hakikat sağlaması (gözden geçirmesi) yaptırır. Sonra yorumunuza bir virgül koyun. Buna gelmenin en kolay yolu ÇENEYİ KAPATMAKtır. Bir dakka sakin-zihne geç. Sanki güneşin batışını izliyor gibi, bi kapa çeneni ve güzellik karşısında beynin uçsun. O zaman güzellik seninle konuşmaya başlar. Hayran kalırsın. Kendini hayran hale getirmen gerekmez. Yapman gereken tek şey güzelliğe kendini müsait (hazır, açık) kılmaktır.

Yaşamına da aynı şeyi yap. O kadar fazla karar vermek zorunda değilsin. Ama, sus. Normalde düşündüğünü mola ayarına al. Onu rafa kaldır bir süre. Çünkü bunu yaptığında, Yaşam Gücü -ki o öncelikle Kendin olmaktır- seninle beraber kayıt yapmaya başlar, ve kendini ne yapman, nasıl olman, ne düşünmen gerektiğiyle ilgili esinlenmiş bulursun.

Yani, yaşamınızla ne yapmalı? Esasen, şöyle belirteyim DAHA AZ DÜŞÜN. DAHA ÇOK dikkatini ver. Daha çok dinle. Çeneni kapa. Dinle. Çeneni kapa. Gevşe. Dinle. Çünkü bunu yaptığında, HAYAL ETMEN GEREKMEYECEK YENİ BİR ESİN HİSSEDECEKSİN.

Esini hayal etmenin gerekmemesi hoş bir şey. Öteki türlü, sürekli esini hayal edip çağırmak zorunda olmak adamı mahveder. Oysa, anlayış, aaaaa ooooooooo, şudur: (sen) varsın, çünkü Esinin Kendisi sen olarak Kendisi oluyor.

Bu can alıcı, büyük, temel nokta.

Yogiler, esin haline de geçmeliler, esin dolu yaşamaya olduğu gibi. Yaptığınız başkaları için daha anlamlı hale gelecektir ve sizin için de daha anlamlı olacaktır.

Eğer esin dolu bir yaşam yaşamıyorsan, o zaman esin dolu bir yaşamdan daha azını yaşıyorsundur. Bunun dereceleri vardır – düşük enerji, depresyon, hoşnutsuzluk. Yine de, her hâl sadece olduğu şey olabilir, çünkü Zihnin Sonsuzluğu içinde gerçekleşir. Eğer kendinizi her zamankinden biraz daha sakin-zihne eğitirseniz, o zaman Zihnin Sonsuzluğunun bilgeliği –ki o Yaşamdır, Esinin Kendisidir- seninle birlikte, senin sağduyun olarak kayıt yapmaya başlar ve yaşamın canlanır.

Bu çok muazzam.”

(*) Erich Schiffmann “internete bağlanma”yı metafor olarak kullanır.

kaynak

 

 

Erich Schiffmann “Yoga: sükunetin içine ilerlemek

Erich Schiffmann

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir