Bektaşî ve Sufî fıkraları

Romanlardan çok, makalelerden çok, şiirlerden çok fıkraları* seviyorum
Kısa, net, nüktedan ve illa gelişim

“Kıssa’dan hisse” **

En sevdiğim hikayelere buyrun
En güzeli en sonda diye en sondan başlamayın, sıralı 🙂

Bir gün bir Bektaşi dedesi bir nehrin kıyısında oturuyormuş. Ordan geçen öğrencilerinden biri yola arkası dönük oturan ve nehri seyreden dedeyi farketmiş, tutamamış kendisini gitmiş arkasından usulca yanaşıp dedenin ensesine bir şaplak yapıştırıvermiş.

Bektaşi dedesi dönüp bakınca öğrencisi demiş ki:
– Konuşmalarında hep “Her şey Allahtan gelir” diyorsun, her şeyin Allah’tan geldiğini biliyorsan neden dönüp bakıyorsun?

– Her şeyin Allah’tan geldiğini biliyorum da, hangi salağın eliyle geliyor ona bakıyorum.

*****

Sofunun birisi Bektaşi’yi denemek ister.

– Baba Erenler, sizler için kerametli diyorlar. İsterse ağacı bile ayağının yanına getirir diyorlar. Bize de gösterinde biz de görelim, der.

Baba Erenler, kendisi ile alay edilmek istendiğini fark ederek, sofuya bir ders vermek gerektiği düşünür ve ağacı çağırmaya karar verir:

– Ağaç gel der, fakat ağaçta hareket yok.

– Ağaç gel der, fakat yine gelmez.

– Ağaç gel der, üçüncü çağırışında da ağaçta hareket yoktur. Bunun üzerine, Bektaşi ağacın yanına gider ve derki:

– Eğer ağaç bize gelmezse biz ağaca gideriz.

*****

Bektaşi’ye sormuşlar:
– Dünyanın en zor ve en kolay şeyleri nedir?

Bektaşi söyle demiş:
– En kolayı, nasihat vermek, en zoru kendini bilmektir.

*****

Bir gün köylünün eşeği ölmüş.
Adam artık eşeği satma imkanı kalmadı diye çok üzülmüş, zira varlıklı değilmiş. Düşünmüş taşınmış, eşeği Bektaşi dergahına götürmeye karar vermiş.

Gitmiş Bektaşi dergahına, durumu anlatmış, eşeği alıp alamayacaklarını sormuş.
Bektaşiler demiş ki “alamayız, haram”

Köylü düşünmüş taşınmış, bu sefer Sufi dergahına gitmeye karar vermiş.
Gitmiş Sufi dergahına, durumu anlatmış, eşeği alıp alamayacaklarını sormuş.
Sufiler demiş ki “tabii, alırız”

Köylü çok mutlu olmuş, eşeği getirmiş, parasını almış, gitmiş.

Fakat sonradan köylüyü almış bir düşünce, “haram iş yaptım, bu Sufiler nasıl aldı bu ölü eşeği” diye tekrar dönmüş gitmiş Sufi dergahına, demiş ki “yahu ben bu eşeği önce Bektaşi dergahına götürdüm, onlar haram diye almadılar, siz nasıl oldu da aldınız?”
Sufiler demişler ki “Bektaşiler o kadar saftırlar ki, saf olmayan hiç bir şeyi bünyeleri kabul etmez.”
Köylü “peki” demiş gitmiş.

Fakat sonra yine meraklanmış, Sufiler aldı ama Bektaşiler almadı, nasıl iş. Gitmiş Bektaşi dergahına olanları anlatmış, “siz almadınız benim ölü eşeği ama Sufiler aldı” demiş.
Bektaşiler demişler ki “Sufiler o kadar saftır ki, onların saflığı hiç bir şeyden etkilenmez, saf olmayan her şey onların saflığında arınır.”

*****

* Fıkra:
TDK: 1. isim, edebiyat Kısa ve özlü anlatımı olan, nükteli, güldürücü hikâyecik
2. edebiyat Köşe yazısı
3. hukuk Kanun maddelerinin kendi içlerinde satır başlarıyla ayrıldıkları ufak bölümlerden her biri
4. Paragraf
5. anatomi Omur

** Kıssa: Farsça – Kra. Hikâye. İbret verici hikâye. Vak’a. Mâcerâ. Rivâyet.)

Not; bu fıkraların bazılarını hatırımda kaldığı kadarıyla aktardım. Hata içeriyor olabilir, ancak benim için çok anlamlı.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir