Bir kitap: Bilginin Sesi – Don Miguel Ruiz

Arka kapak:

 

Bilginin Sesi’nde, Miguel Ruiz bize hepimiz için çok önemli olan derin bir gerçeği hatırlatmaktadır: Duygusal ıstırabımıza son vermemizin, hayatta tekrar mutlu olmamızın, bütünlüğümüze yeniden kavuşmamızın tek yolu yalanlara, özellikle kendi hakkımızdaki yalanlara inanmayı bırakmaktır. Kadim Toltek bilgeliğine dayanan bu aydınlatıcı kitap bize gerçeğe olan imanımızı tekrar nasıl kazanabileceğimizi ve kendi sağ-duyumuza nasıl geri dönebileceğimizi çok açık biçimde göstermektedir.

 

Ruiz bu kitapla kendimizi ve diğer insanları algılama biçimimizi çarpıcı bir biçimde değiştirmekte ve bir-iki yaşındayken algıladığımız bir realitenin, bir gerçek, sevgi ve mutluluk realitesinin kapılarını açmaktadır.

 

“Biz gerçek içinde doğar, ama yalanlara inanarak büyürüz… İnsanlığın hikayesindeki en büyük yalanlardan biri, bizim kusurlu olduğumuz yalanıdır.”

-Don Miguel Ruiz.

 

 

*****

 

İÇİNDEKİLER

* Adem ile Havva

* Büyükbabaya bir ziyaret

* Kusurlu olduğumuz yalanı

* Çölde bir gece

* Hikayeci

* İçsel huzur

* Duygular gerçektir

* Sağduyu ve kör iman

* Hikayeciyi dönüştürmek

* Hikayemizi sevgiyle yazmak

* Ruhsal gözlerimizi açmak

* Yaşam ağacı

 

 

Doğru olan gerçektir.

Doğru olmayan gerçek değildir.

O bir illüzyondur, ama gerçek gibi görünür.

Sevgi gerçektir.

O yaşamın en yüksek ifadesidir.

 

 

 

ADEM İLE HAVVA

Hikayeye farklı bir bakış açısından bakış

 

Hikaye bizim hakkımızdadır. Hepimizin hakkındadır. Tüm insanlık hakkındadır, çünkü tüm insanlık tek bir canlı varlıktır.

Ruhsal gözlerimiz açıkken cennet vardır. O bir huzur ve sevinç, özgürlük ve sonsuz sevgi yeridir.

 

ÜZERİNDE DÜŞÜNÜLECEK NOKTALAR

* Zihin kavramlar, fikirler ve görüşler için verimli bir topraktır. Eğer birisi bize bir yalan söyler ve ona inanırsak, o yalan zihnimizde kök salar ve bir ağaç gibi büyüyüp güçlenebilir. Küçük bir yalan çok bulaşıcı olabilir, onnu başkalarıyla paylaştığımızda tohumlarını kişiden kişiye aktarabilir.

* Bir kez Bilgi Ağacı zihnimizde canlandığında, düşmüş meleğin çok yüksek sesle konuştuğunu işitiriz. O ses yargılamayı hiç bırakmaz. O bize neyin doğru, neyin yanlış olduğunu, neyin güzel, neyin çirkin olduğunu söyler. Hikayeci kafamızın içinde doğar ve orada yaşamaya devam eder, çünkü onu imanımızla besleriz.

* Cennet bize aittir, çünkü biz cennetin çocuklarıyız. Kafamızdaki ses bize ait değildir. Biz doğduğumuzda, kafamızda o ses yoktur. Biz – önce dili, sonra farklı bakış açılarını, sonra da tüm o yargıları ve yalanları – öğrendikten sonra düşünmek gelir. Biz bilgi biriktirirken bilginin sesi gelir.

….

 

 

Dünyanın bir çok farklı felsefesinden gelen kehanetler bize o sevgi yerine geri dönmekte olduğumuzu bildirirler. Bazıları ona Cennet Krallığı der, bazıları ona Nirvana ya da Vaat Edilmiş Ülke derler. Toltek felsefesi ona İkinci Dikkatin Rüyası der. Her felsefe ona farklı bir isim verir, ama anlam aynıdır: O bir sevinç, mutluluk ve sevgi yeridir.

 

Toltek felsefesi bir gün insanlık rüyasını sağduyunun yöneteceğine inanır. ”

 

 

*****

 

(kitabın ilk 25 sayfasından)

 

İlgiyle okumanız dileğiyle….

 

  

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir