İkona karşı doğal

 

Bir yoga eğitmeni bir foruma mesaj atmış;

özetle diyor ki “yoganın bireylere ve topluma iyiliği, faydası çok, keşke her bir bireye erişebilsek. Ancak yogayı araştırdığınızda karşınıza ilk çıkan; nerdeyse yapılması imkansız akrobatik hareketler yapan model-tipli bedenler oluyor. … bir çok kişinin yoga tanrı ve tanrıçaları görmekten cesaretleri kırılıyor… En nihayetinde hepimiz zor yoga duruşları yapmanın yoganın nihai amacı olmadığını, bunların sadece çalışmanın yan etkisi olduğunu biliyoruz.”

Sonra da sormuş “siz ilk yoga yaptığınızda ne hissettiğinizi hatırlıyormusunuz?” diye…

 

Son zamanlarda ikon gibi görüntülerden, yoga eğitmenlerinin bir ikon gibi yaşamaları, davranmaları ya da öyle algılanmalarından çok sıkılıyorum.

Tabii ki sadece yoga eğitmenleri değil, her birimiz sağlıklı ve uzun ve keyifli yaşamak için elimizden geleni yapıyoruz. Bazılarımız; işimizden, eğilimlerimizden, bulunduğumuz mekanlar veya çevremiz dolayısıyla bu tip bilgilere daha fazla maruz kalıyoruz veya daha kolay erişiyoruz. Yine de en örnek alınacaklar, en ikonlaştırılacaklar ne artisler, ne modeller, ne sanatçılar, ne  yoga vs eğitmenleri, ne doktorlar ne de diğer herhangi gruplar.

İkon gibi olmamı, yaşamamı bekleyen veya zımnen öneren kurumlarla çalışmak da hiç ilgimi çekmiyor. İnsanların kendileri olmak yerine beni taklit etme veya benim gibi olmak isteme olasıkları bile ne kadar rahatsız edici. Ne kadar doğallıktan uzak ve ne kadar kısıtlayıcı.

Tabii ki sadece yoga değil, yaşamımıza giren ve kalan her şey (faaliyet, iş, hobi, kişiler, kurumlar..) bizde ve yaşamımızda değişim yaratır. İstesek de istemesek de, amaçlasak da amaçlamasak da; dışımız da – içimiz de, görütümüz de – tavrımız da  -kimyamız da değişir.

Yine de yaptıklarımızı kendi doğamıza uygun olarak seçersek, bunlar bize daha fazla enerji, neşe, coşku verir.

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir