Godfrey Devereux “Yoga Sizi İncitemez: Eğer Onu Bulabilirseniz”

Yoga çalışmasının dallarından sadece biri olan yoga duruş uygulaması, çağdaş kültürün şaşırtıcı olaylarından biridir.

Çok değil, 40 yıldan daha kısa bir zaman önce, yoga yapan biriydiyseniz biraz tuhaf karşılanırdınız. O günlerde yoga, küçük düşürücü bir şekilde, “göbeğe bakma” gibi lakaplarla, en iyi ihtimalle zararsız ama işe yaramaz bir kendine düşkünlük, en kötü ihtimalle de delirme yolunda hâlihazırda atılmış bir adım gibi görülürdü. Zaman değişti ama eski önyargıların bazıları değişmedi. Popülerliğinin son 20 yılda fark edilir şekilde artması yogayı, yalnızca günümüzün baskın piyasa kültüründe önemli bir niş haline getirmedi, aynı zamanda başlı başına mültimilyarlık bir piyasaya da dönüştürdü. Yoga, kendi kültürel profilini çarpıcı bir biçimde yükseltirken, kökten dincilerin neredeyse çılgın denilebilecek öfkesine de maruz kaldı.

Bazı Hindular kültürel tahrif, hatalı tanıtım ve hırsızlıktan şikayetçiler. Bazı Hristiyanlar yogayı, hristiyanlık karşıtlarının başını çektiği erotik bir kült olmakla kınarken, Mısır’da birkaç yıl önce yogaya karşı bir fetva verildi. Daha geçenlerde, yoganın fiziksel etkileri hakkında, tıp dünyasında süregelen endişe akımı, yoga eğitmenlerinin kabullenmekle kalmayıp, olası tehlikeleri kendilerinin dile getirdikleri ateşli bir tartışmaya dönüştü.

Yoganın insanlık tarihinin en eski ve en başarılı pazarlama kampanyalarından birine sahip olduğu kabul edilirse, sonunda böyle güçlü bir tepkinin ortaya çıkması belki de sürpriz olmamalı. Duruş uygulamalarının en az yüzlerce yıldır yogayla bağdaştırılmasına rağmen, bazı bilim adamlarının bu günlerde tartıştığı gibi, aşırı ve değişken fizikselliğinin günümüzdeki popülerliği pekala da güncel bir gelişme olabilir. Duruş uygulamaları yoga olarak tanıtıldığında, uzun zamandır yoga adına yapılmış çarpıcı ve albenili iddialarla, açıkça ya da üstü kapalı bir şekilde bağdaştırılması kesindir. Bu iddialar, abartılı piyasa kültürümüzdeki başka herhangi bir üründen çok daha geniş ve derinler, ve tüm acılardan özgürleşme, ebedi huzur, bilgelik ve şefkati de içeriyorlar. Bunlara ilaveten kimileri için cazip kimileri için ise açıklanması olanaksız aydınlanma, zerafet, Kendini gerçekleştirme gibi bir dizi başka kavramdan bahsetmeye gerek bile yok.

Bu kadar göz alıcı vaatler, fiziksel egzersizlerin aşırılıklarıyla ilişkilendirildiğinde, biraz boş vakti olan ve bir nebze de tatminsizlik içinde olan herkesin bunu denemesi hiç de şaşırtıcı olmamalı. Madonna ve Sting’i de içeren bazı tanınmış tutkunların esinlemesiyle yaratılan pohpohlama ve imrendirme ile şaşırma olasılığı daha da azdır. Vücudunu kullanmak hep iyi hissettirir. Vücudunu, düzenli ve tekrarlı olarak kullanmak, ve bunu kendini özdeşleştirebileceğin kişilerin eşliğinde yapmak özellikle daha da iyi hissettirir. Yoganın kabile yönü, bir takım yoga gurusu tarafından, markalarını dünya pazarında derinlemesine yaymak üzere başarıyla manipüle edilmiştir. Sinsice kişilerin ait olma ihtiyaçlarıyla bağlantılı kurulan ve rekabetçi kültürün cinnetine sürüklenen neredeyse herkesin hassas bir noktasına dokunan gizemli, muğlak vaatler.

Ayrıca, yoğun fiziksel egzersizin, bedensel becerileri kullanarak geliştirmenin ötesinde, iyi hissettiren bir de kimyasal tarafı var. Günü geçirmek için neredeyse hepimiz uyuşturucu kullanıyoruz, isim vermek gerekirse kafein, tanen, nikotin, sukroz, dektroz (üzüm şekeri) ve alkol içlerinde en popüler ve yasal olanlar. Yoga, popülerliğe yeni çağ kültürünün uçlarındaki düzen-karşıtları sayesinde ulaştı. Bunu yaparken de sıklıkla, perhiz hevesleri ve başka asılsız kişisel gelişim methotlarını deneyimleyenler tarafından benimsendi. Oysa aşırı fiziksel çalışma belki de uçmanın en basit ve eski yolu. Bedenini yeterince zorla ve o da sana kimyasal karşılığı versin. Bedenin limitlerini zorla, o da hassas dokuların maruz kaldığı zorlanmayı saklamak için endorfin üretsin.

Yoganın popülerliğini tahrik eden gücün bu adı konmamış uyuşturucu kullanmış ifadesi olabileceğini görmek o kadar da zor değil. Sizi ruhsal ermişliğin ben haklıyımcılığı ilmihaliyle avuturken, uçmanıza, hem de istediğiniz sıklıkta uçmanıza olanak sağlar. Kendini kandırma, muhtemelen hiçbir zaman tüm dünyadaki yoga sınıflarında olduğu seviyelere çıkmamıştır.

Yoga tarzları ve markalarının bini bir para olmasına rağmen, aralarındaki farklılıklar son derece yüzeysel ve titiz bir analitik zihni farklı oldukları iddialarında tatmin etmeye yeterli değildir. Nerdeyse her yoga sınıfında şunlardan en az birini bulabilirsiniz; tütsü, zikir, yabancı isimler ve kelimeler, sımsıkı oturan tasarım kıyafetler, Doğu kültürüne ait ikonlar, ezoterik kabile takıları, dövmeler, sözel ya da müzikli gizemsel bir hoş seda ve/veya çekici eğitmenlerin tempolu teşvikleri, hepsi, kabul edilmese de açık bir rekabetçilik içine yedirilmiştir. Hepsinin ortak noktası, küçük farklılıklarla da olsa, ideal olarak sunulmuş bir fiziksel standardın peşinde koşmaktır. Bu; esneklik, güç, hiza, stresten arınma ya da bunlardan birkaçının birleşiminden oluşabilir. Baş döndürücü fiziksel bir ödül yanında daha da ezoterik vaatler sunmayan ve hatta sözünü vermeyen bir yoga öğretmeni, marka ya da tarz bulmak neredeyse imkansız. Yoga poz uygulamaları, en azından en popüler ve görünen halleriyle, utanmasız bir kişisel gelişim uygulamasıdır: fiziksel olduğu kadar, duygusal, psikolojik ve ruhsal.

Bu hiç de yoga olabilir mi?

Ancak yoganın ne olduğunu görür ve söyleyebilirsek, yoganın fiziksel olarak tehlikeli olup olmadığını ve hatta mevcut olup olmadığını bilebiliriz. Yazınsal kanıtlar Yoganın Hindistan’da bu isim altında 2000 yıldan fazladır var olduğunu gösteriyor. Hint kültürel bilgi birikimi ve bilirliğinin bin yıl önce bile hala sözlü olarak iletildiğini göz önüne alırsak, bu binlerce yıl daha öncesi de olabilir. Yoga aslında, Hint kültürünün zenginliğinin ve kapsamlılığının temelini oluşturan 6 araştırmacı yaklaşımdan biridir, tıpkı matematik, fizik, kimya ve biyolojinin Batı kültürünün dayanağını oluşması gibi. Yoga, bu ‘Darshana’lardan, gerçeklik dürtüsüyle hareket edenlerin kendi doğalarını doğrudan tecrübe edebildikleri uygulamalı olanıdır.

Newton fizik için neyse, Patanjali de yoga için odur. Patanjali, yazdığı “Yoga Sutraları” metninin ikinci bölümünde yogayı beş kelimeyle tanımlar: eylem, yoga, tutku, kendini sorgulama ve teslimiyet. Elbette ki bu Türkçe (metnin aslında İngilizce) kelimeler, yazarının kullandığı sanskritçedekilerin tam karşılığı değildirler. Bazıları, hatta çoğu, birçok kişi için tartışmaya açıktır. Ancak, dördüncüsü değildir. Kendini sorgulama, fiziksel, psikolojik ya da davranışsal hangi formda olursa olsun, yoganın kalbi ve özüdür. Bazı yogilere göre, ki buna meşhur Ramana Maharshi de dahil, yoga kendini sorgulamadır, sadece.

Eğer öyleyse, Delphi Kahininin de, Sokrat kadar kabul edeceği gibi, yoga kelimesi ve uygulamalarıyla bağdaştırılan bütün göz alıcı iddialar Kendini sorgulamadan doğar. Poz uygulamasının yoga olabilmesi için, kişisel gelişimden ziyade, samimi bir Kendini sorgulama süreci olması gerekir. İkisi arasındaki fark Charles Atlas’la Ramana Maharsi arasındaki fark gibidir. Samimi bir araştırma, üstün tutulan bir sonuca varmak ya da bir hususu ispatlamak için yapılan üstü kapalı bir girişim değildir. Yoga çalışması, tarzı ne olursa olsun, ‘umulan’a değil, ‘olan’a dayandırılmalıdır. Kendini sorgulama, tüm tercih, önyargı ve yaratabilecekleri kendini kandırmaları bir kenara koyup, kendi kendini olduğun gibi bütünüyle ele alıp inceleme yeteneğine ve gönüllülüğüne bağlıdır.

Yoga poz uygulaması, aslında bedenden başlayarak zihin yoluyla bilince doğru etkin bir kendini sorgulama süreci yürütmek için güçlü bir araç olabilir. Bunun mümkün olabilmesi için hırs, gelenek, geometri ya da varsayımlara dayanmıyor olmalıdır. Bedenin kendini besleyen ve koruyan zekası temel alınmalıdır. Bedenin bütünlüğünü ve zekasını ortaya koyan hisler, yoga poz uygulamasının pusulası olmalıdır. Bu, vücudunuzu bir şekle sokarken ya da başka bir pozda takılırken sadece ne olduğunu hissetmekten daha fazla bir şeyler olmasını gerektirir. Bedeninizin zorlanma ve incinmeleri saklayan keyif verici endorfinleri üretme ihtiyacı duymaması için bu hislere karşılık verebiliyor olmalısınız. Bedeninizin zekasının, tamlık ve bütünlük doğrultusunda özünden gelen dürtüleriyle söylediklerine eylemsel saygı göstermelisiniz.

Bunun için, bedenizce meydana getirilen hislerin anlamını ve önemini yorumlamak üzere zihninizin zekasını kullanmanız gerekir. Zihniniz, fiziksel hislerin anlamını daha da derinden araştırdıkça, beden, zihin ve ruhun doğası ve arasınlarındaki ilişki ile karşılaşacaktır. Bunu yapmak için, benliğinizin özünün derinlerine ulaşmalısınız. Bunu yaparken yoga hakkındaki, Kendini sorgulama hakkındaki göz alıcı iddiaların doğru olup olmadığını keşfedeceksiniz. Bu arada, esneklik, güç ve hiza boş hevesleri peşinde koşup bedeninizin hassas kısımlarını riske atmıyor olmanız gerekir.

Kısaca, “yoga hocanız” ne derse desin, marka ne kadar ünlü olursa olsun, inanç hükümlerinizi kaç kabile müttefiki paylaşırsa paylaşsın, şimdiye kadar yoga yapmış olma olasılığınız çok düşük. En azından kendinize yoga yaptığınızı söylediğiniz sürece. Ancak, eğer oturup, sebeplerinizi, deneyimlerinizi, varsayımlarınızı ve değerlerinizi dürüstçe gerçekten sorguladıysanız, o zaman muhtemelen kesinlikle yoga yapmışsınızdır.

 

Bu makale Elephant Yoga Editörü Tanya Lee Markul tarafından hazırlanmıştır. orijinali

 

* Darshana: perspektif, bakış açısı, görüş

* Charles Atlas: vücut geliştirmenin yaratıcısı

 

Godfrey Devereux’nin kitapları;

  • Elements of Yoga – ( Yoganın unsurları )
  • Dynamic Yoga
  • Hatha Yoga Breath By Breath
  • 15 Minute Yoga
  • Yoga Unveiled
  • The Little Book Of The Bandhas
  • The Power to Choose

 

Dinamik Yoga Eğitim Metodu

 

.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir